Superonline’dan nasıl kurtuldum?

 

Ahmet Turan Alkan “Ayrılmalıyız artık…” başlıklı yazısında Digitürk aboneliğini iptal ettirebilmek için çektiği çileleri dile getirmişti. Bir süre sonra da başka bir yazısında, “devlet bu tür kurumlardan kurtulma noktasında abonelere yapılan eziyetlerle ilgili bir şeyler yapmalı” diye de altını çizmişti problemin…

Türkiye’de, tekel konumunda olan Turktelekom’un fiyatlarının fahiş olması sebebiyle, hangi şirketten alırsanız alın interneti pahalı almaya, kazıklanmaya mecbursunuz… Dünyanın en pahalı internetini kullanıyoruz ki bu başka bir mevzu, girmeyeceğim…

Benim değinmek istediğim konu, Superonline denen şirketin aboneliğini iptal etmek isteyenlere yaptıkları ile ilgili…

Yaklaşık iki sene Superonline fiber internet hizmeti aldım. Vasat bir hizmetleri var, fiberin bir numarasını göremedim, ADSL ile aynı performansta hizmet veriyor ancak iyi kötü işimizi görüyordu…

Kapıdan pazarlama ekipleri, vakitli vakitsiz kırk kere kapımızı çaldılar ve bizi TTNET aboneliğini bitirerek Superonline abonesi olmaya ikna ettiler. (Kabul ettikten sonra bile kırk kere kapımızı çaldılar çünkü daha önce hangi eve gittiklerini, hangisinin sözleşme imzaladığını takip etmiyorlardı.) (TTNET iptal bedelimizi de ödeyeceklerdi hesapta ama Turktelekom iadeye dair belgeyi bilmem kaç haftada verdiğinden, Superonline’da bunu zaman aşımı saydığından o ödeme de yalan oldu…) (Bedava film vs. hepsi traş…)

tamamı »

Ünvanlarımız ve Biz: Ne kadar “biz”iz ne kadar “ünvan”ımız?

Konya Üçler Mezarlığı’ndan manidar kareler…

Türk Milleti Çalışkandır!

(Bu yazı 30 Ekim Pazar tarihli Star Gazetesi – Açık Görüş ekinde yayımlanmıştır)

“Cumartesi günleri de çalışma başlamalı. Türkiye hak etmediği bir refah seviyesini 70’li yıllarda önceden satın aldı. Bunun bedelini şimdi ödemeli” demiş Enerji Bakanı Taner Yıldız.

Bizler politikacılardan halkın refahının arttırılmasına dönük vaatler duymaya alışmışken, “hak etmediğiniz bir refah içindesiniz ve buna mukabil daha çok çalışmalısınız” ifadesi ile karşılaşınca gerçekten şaşırdığımı belirtmeliyim. “Zenginleşmeyi ancak çalışmayla elde edebiliriz” diyen bakana patronlar da destek vermiş. Nazif Zorlu; “Türkiye’nin verimli ve çok çalışan bir ülke olması gerekiyor. Biz ABD’den çok mu ileriyiz ki, bu kadar tatil yapıyoruz, ben 06.30`da işe başlarım” demiş. Nihat Özdemir ise “Ben çalışma saatlerinin uzamasından yanayım” demiş ve eklemiş “Kamu daireleri de cumartesileri en azından saat ikiye kadar çalışmalı.” Bakana en net destek Ali Ağaoğlu’ndan gelmiş: “Bir patron olarak Cumartesi değil, Pazar günleri de çalışılsın isterim.”

Meğer patronlarımızın büyük bir işgücü ve çalışma ihtiyacı varmış da dertlerini açmak için Bakan Yıldız gibi birine ihtiyaç duyarlarmış. Enerji gibi iş dünyasını çok ilgilendiren bir işin başına, iş dünyasının duygularına böylesi tercüman olabilen birinin gelmiş olması ülkemiz sanayisi için oldukça sevindirici iken, bu atamayı Sayın Başbakan gibi, “tüm işadamlarımız bir kişiye istihdam sağlasa ülkede işsiz kalmaz” gibi iş dünyasının kurallarından bi’haber bir önerinin sahibi birinin yapmış olması da ancak “tesadüf” ile açıklanabilecek bir paradoks olsa gerek. Umarım sayın bakan, başbakanımıza da “ülkemizin ihtiyacının daha çok çalışan değil, daha çok çalışma” olduğu gerçeğini anlatabilir ve ülkemiz kalkınmasının önündeki engellerden birinin daha kalkmasına vesile olur. Öyle ya hepimiz biliriz ki “Türk Milleti Çalışkandır” ve “Daha Çok Çalışacağız”…

Uygarlık için boş vakit gerekir

Çalışmak iki çeşittir der Russel; ilki, bir maddenin durumunu, başka bir maddeye göre değiştirmek; ikincisi de, başkalarına, bir maddenin durumunu, başka bir maddeye göre değiştirmelerini söylemektir. Birinci cins çalışma tatsızdır ve az para getirir; ikinci cins çalışma ise tatlıdır ve çok para getirir.

Çalışmak, egemenlerin son on bin yıldır insanlığa dozu devamlı artan bir şekilde dayattıkları bir zorlamadır. 19. yüzyıla kadar angarya ve kölelik gibi metotlarla baskıya dayanan yaptırımlar, 20. yüzyılda yerlerini teşviklere ve çok çalışmanın faziletlerini yücelten ahlaki propagandalara bırakmıştır. (Emre Yılmaz – Genç Bir İş Adamına) Oysa mutluluğa ve refaha giden yol, çalışmanın örgütlü bir düzen içinde azaltılmasından geçer, uygarlık için ise boş vakit şarttır diyor ve ekliyor Russel;

Yazının devamı için tıklayınız.

Not:  Dipnotta göstermeme rağmen Emre Yılmaz’dan yaptığım alıntı gazete gösterilmemiş. Burada parantez içinde gösterdim.)

Kapak Toplayıcılarına Kapak Olsun…

Bilmem kaç bin pet şişe kapağı biriktirebilirseniz bir ihtiyaç sahibini tekerlekli sandalye sahibi yapabiliyorsunuz. Bu yüzden haydi, milletçe kapak biriktirmeye…

Bu kampanyadan ilk kez askerliğim sırasında haberim oldu. Mutad içtimalardan birinde, haşmetli ve azametli tabur komutanımız bizleri topladı ve o haşmetli ve azemetli görüntüsüne hiç yakışmayan, boğuk ve kendine güvensiz sesi ile ile bizi vatan mefhumu,  vatana karşı borcumuz, bu borcu öderken kolunu bacağını kaybedenler ve onlara olan borcumuz ile ilgili manidar ve hisli bir konuşma yaptı. Konuşmanın finalinde ise hedef belli idi, madem kolunuzu bacağınızı yitirmediniz, batıda askerlik yapmanın bedelini içtiğiniz pet şişelerin kapaklarını atmayarak ödeyeceksiniz. O kapaklar ile kolunu bacağını mayına kaptırmış, sakat kalmış, yatağa bağlı gaziler bir tekerlikli sandalye sahibi olacak ve açık havaya çıkabilecekler…

Konuşmanın devamında önümüzdeki denetleme sebebiyle değiştirilmesi gereken bilmem kaç bin metrekarelik kaldırım taşlarını, biçilmesi gereken bilmem kaç bin dönüm otluk araziyi, bir gün (gece değil) için değiştirelecek -göstermelik çarşafları- vb. zor, meşakkatli vatan vazifelerini anlattı…

İçtima bittiğinde hepizin kalbi titriyor, gözlerimizdeki nemi kimseye belli etmemeye çalışıyorduk…

tamamı »

Korsanlı Reklamı Üzerine Vestel’e Gönderdiğim Mesaj

Sayın Yetkili,

Bir geminin korsanlar tarafından kaçırılması senaryosu üzerine kurgulanmış reklam filminizi insan hakları ve ayrımcılık açısından üzülerek karşıladığımı bilmenizi isterim.

Bazı Afrika ülkelerinde meydana gelen bir takım korsanlık faaliyetleri üzerine bina ettiğiniz reklam filmi bir “Afrikalı/Zenci korsan sterotype’ını kitlelere empoze etmektedir.

tamamı »